Friday, December 29, 2017

Anne! Noel ne zaman?



Çocuklarda zaman kavramı yok. Bu bir bakıma iyi birşey, benim gibi tam zamanlı çalışan annelerin çocuklarıyla çok zaman geçiremedikleri için üzülmelerine, hatta çocuklarının da üzüldüğünü düşünüp bu sıkıntıyı ikiye katlamalarına gerek yok! 

Bu sene Lara’nın okulu ‘zaman’ konusunu seçti. Burada anaokulları ve ilkokullar genelde her sene bir konu seçiyorlar ve bu konuyla ilgili aktiviteler yapıyorlar yıl boyu. Daha Ekim ayında Lara ‘Noel ne zaman, yarın mı?’ demeye başladı. Hadi bakalım hergün uğraş aynı şeyi anlatmak için:
-Hayır Lara yarın değil
-Peki ne zaman?
-Daha iki ay var!
-Ay ne?
Tam bu sıralarda sevgili Kamuran’la haberleştiğimiz bir an, Noel takvimiyle ilgili konuştuk (advent calendar). Fikir çok iyiydi, çocuklar seviyorlar bu takvimi, hergün bir kutu veya pencere açılıyor, Noel’e yaklaşıldığını görüyorlar. Hem böylece hergün aynı soruları cevaplamaktan da kurtulabilirdim. 
Bir iki Pinterest fotosundan fikir aldım ama bizimki gibi bir takvim yoktu doğrusu hiçbir yerde. Önce keçe kumaşlardan hergün için bir şekil kestik. Dizaynı ben yaptım ama bütün şekilleri Lara kesti, numaraları ben kestim.
Makinada dikecektim ama tamamını elde diksem daha şirin olur diye düşündüm. Kesme işin en uzun kısmıydı. Dikişi bir gecede televizyonda film seyrederken hallettim.
 
Ev iki katlı olduğu için takvimi yukarıdan aşağıya upuzun bir şerit olarak diktim. Açılacak pencere yoktu, hepsini cep olarak diktim o yüzden, artık hergün bir cebe birşeyler koyacaktım. Lara yukarıdan takvimi çekecek, o güne ait cebi bulacak ve içindeki küçük sürprizi çıkartacaktı! 

Biz küçükken zamanla ilgili birşey sorduğumuzda, mesela ‘şuraya ne zaman gideceğiz?’ dediğimizde, ‘yatıcaz kalkıcaz, yatıcaz kalkıcaz, yatıcaz kalkıcaz, gidicez’ derlerdi! Bu da onun gibi birşey oldu aslında, ama daha iyi oldu. Lara küçük toplama çıkartmaları yapabiliyor, hergün hedefe kaç gün kaldığını sağlamalı olarak bu takvimle yaptı! 

Okulda bir toplantıda Lara’yla yaptığımız bu projeyi anlattım. Okulun bu sene işlediği konuyla çok uyumlu olduğu için öğretmenleri ve okul psikoloğu tebrik ettiler, bir de aferin aldık kısacası!

Bu ceplerin icine neler koydum? Amazon’da ahşap düğmeler var rengarenk, çok da uygun fiyata. Hergün bir küçük ahşap düğme koydum. Bir baykus, bir zebra, bir ayıcık, böyle böyle son güne ulaştık. Son gün paketteki bütün düğmeleri son cebin içine doldurdum, Lara sabah kalktığında bayıldı!

50 düğme 2,90 Euro, Amazon’da Anlada Store diye bir firma satıyor. Çok şekerler. Makinayla kumaşa dikmeyi denemedim henüz (çünkü eninde sonunda bir yerlere dikeceğiz bu düğmeleri). Delikler gözüme biraz küçük göründü, denediğim zaman yazar buraya sonucu eklerim!





Wednesday, December 27, 2017

Yılbaşı ağaçları hazır mı?



Sene sonu yaklaşırken kesin birşey varsa o da Lara’nın yılbaşı ağacı yapmayı öğrendiği!

Birkaç hafta önce evdeki ağacı baştan aşağı kendi süsledi.

Bu sene kendi odasına da bir ağaç istedi. ‘O zaman çizelim büyük bir ağaç sen de boya, kesip kapına asalım’ dedim, çok tuttu bu fikrimi. Giriştik hemen, gerçi iki hafta sonu sürdü ama olsun!




Birgün Lara okuldan elinde bir resimle geldi. ‘Kendim çizdim boyadım’ dedi, pek inanamadım aslında, fakat odasına çizip boyadığımız yılbaşı ağacına çok benziyordu, öğretmenleri çizmişse eğer, bizim ağaca benzerliği çok büyük tesadüftü!


‘Demek ki kendi kendine harika noel ağaçları çizebiliyorsun, o zaman bana da yardım eder misin bir tane çizmeye?’ 
Önüne bir bez parçası koydum, bir de IKEA’da bulduğum kumaş boyama kalemlerini!






Eli de çabuk, on dakikada çizdi ve boyadı. Ben de kenarlarından dikiverdim, halasına hediyemiz olan şarap şişesi için harika bir kılıf oldu!


Bu kumaş boyaları yıkanınca çıkmıyor. Boyadıktan sonra bir saat bekletip ütü yapmak yeterli, yıkarken de 30 dereceyi aşmamak gerekiyor. Biz bu kumaş boyalarıyla müthiş tatlı işler yaptık bu sene, yaz için daha da harika planlarım var!

Bir de unutmadan eklemek isterim, dört şarap kılıfı diktim, çift taraflı kullanılabiliyor, tamamı eski çarşaf veya eski pamuklu elbise kumaşlarından. Geri dönüşümü seviyoruz!





Monday, December 25, 2017

Yılbaşı geliyor!

Lara'nın bu sene yaptığı noel kartlarından biri

Çocukların en çok sevdikleri zaman değilse nedir bu yılbaşı? Hediye, çikolata ve kurabiye olsun da gerisinin önemi yok!

Lara yuvaya yedi aylıkken başlamıştı. Okuldaki il noel kutlamasını dokuz buçuk aylıkken yaptı! Noel babadan biraz korktu o sene sanırım, ama o kadar küçük bile olsalar, bir hareketlenme olduğunu fark edebiliyor çocuklar. Her tarafta rengarenk süsler, müzik, ve çikolata! 

Bir sonraki sene, neredeyse iki yaşındaydı. Artık noel diye birşey olduğunu, noel babanın hediye getirdiğini, kurabiyelerin gırla gittiğini fark etmişti! Hediye paketlerini ve noel kartlarını da tabii! Kuzenlerine noel hediyelerini götürmeden önce, ‘Lara, kartların üstüne sen de birşeyler yazıp çizmek ister misin?’ diye sorduk. ‘Evet!’.
Lara'nın 20 aylıkken imzasini attığı noel kartlari

Bir sene sonra ise artık neredeyse üç yaşındaydı ve noel nedir çok iyi biliyordu!  

‘Uslu durur ve iyi bir çocuk olursan noel baba sana istediğin hediyeyi getirecek, ne istersin?’ demiştik. Cevap çok netti: ‘Bir kurabiye şöleni istiyorum!’ Parantez açıyorum: bu benim çevirim. Cevabı italyanca vermişti aslında ve ‘Voglio uno spettacolo di biscotti!’ demişti. Çeviriyi hakkıyla yapmaya çalıştım! Çok büyük bir istekti, ama bir defa da demiştik artık, uslu durduysa noel baba ona ne isterse getirecekti. Epey bir uğraştım ben bu kurabiye şöleni için. Önce nasıl yapacağım diye düşündüm, sonra o sırada işimin düştüğü IKEA’da çözüm karşıma çıktı! 

Paketinin içinde duruyordu işte, tek yapmam gereken duvarları birleştirip zencefilli bisküvi evi hazırlamaktı! Çocuk oyuncağı! Tabii hiç öyle olmadı! Ben bu işi lego zannettim ama alakası yoktu! Birleşinceye kadar o duvarlar onlarca defa düştü! Tam üç saat sürdü, bir de ana duvarlardan biri kırıldı, ne büyük hayal kırıklığı! Yine de bir şekilde şu halde geldi:



Bir daha asla! Ama ertesi sabah Lara bu evi çam ağacının altında bulduğunda yüz ifadesi muhteşemdi! Bir kurabiye şöleni istemişti kızım, bundan iyi şölen olur mu? Hiç acımadan anında kırıp şapur şupur yemeye başladı! Neyse ki başka bir hediye koyduk önüne ve evi kuzenlerine götürdük, paylaştılar! Yoksa hepsini yemeye kalkacaktı!

O sene bir ‘sticker’ (çıkartma) merakı başladı Lara’da. İçinde çıkartmalar olan bir iki kitap almiştim. Noel kartlarını bu çıkartmalarla yapmak istedi. Bir kağıt verdim önüne ve bıraktım, sonuç beni de hayrete düşürdü! 


Kuzenine yaptığı bu karta yazılar dışında hiç müdahale etmedim. ‘Noel kutlaması yapan saray halkı’ imiş! 

Geçen sene dünyanın öbür ucunda yaşıyorduk ama evimize dönecektik noel tatili için. Tabii ki boş durmadık, Lara kuzenlerine yine noel kartları yaptı. Bütün malzemeler evdeki kullanılmış kağıtlar ve eski çıkartmalardı, sonuç çok şeker oldu!



Bu sene ise hayatımıza keçe kumaşlar, oluklu IKEA kağıtları, rengarenk ahşap düğmeler ve dikiş makinamız girdi tabii, onları kullanmadan noel kartı yapamazdık! 

Lara bütün kartları kendi dizayn etti, kime verilecek ya da yollanacaksa ona göre düşündü.






Bu kadar çok düğme dikmek uzun iş gibi görünebilir, ama makinada beş dakikada diktim hepsini, dikiş makinasında düğme dikmek ne kadar pratik birşey anlatamam.



Lara’nın bu seneki noel hediyesi istekleri bir hayli ilgiçti:
Yarasa
Kuyruklu yıldız
Ev

Yarasa ve kuyruklu yıldızı keçeden yaptım, evi ise üç boyutlu ahşap bir yapboz olarak satın aldım. Yarasa Lara’yı ne kadar sevindirdi anlatamam. Bütün gün elinden düşürmedi, herkese gösterdi, şimdi de onunla uyuyor! 



Friday, December 22, 2017

Anne! Ben kesebilir miyim kumaşı?



Yaz sonuna doğru büyük bir keşif yaptım: keçe!

Aslında büyük keşif dediğim şey ilkokul çağlarından beri çok iyi bildiğim bir malzeme ama unutmuşum demek ki! Amazon’da hobi kumaşlarına bakarken karşıma çıktı, 42 parça, 15cm x15cm ebadında rengarenk bir set. Fiyatı çok uygundu (hep bulunmuyor uygun fiyata, ara ara girip kontrole etmek lazım). Ne yapılır bu parçalarla diye düşünürken önce kızıma verdim hepsini. Ne çok sevdi bunları anlatamam! Kumaş klipslerim vardı, onları kullanarak neler yaptı. Küçük halılar, evler, peluşlara şapkalar, kıyafetler! Renklere göre dizmece, sonra bozmaca! Play and go bohçasının içindeki en kıymetli oyuncak oldu bunlar birkaç ay boyunca!

Sonra bir gün ben bu parçalarla dekoratif bir iki iş yapmaya karar verdim, ama kızım parçaları bana vermeye yanaşmadı! Ben de kendime bu sefer 30cmx30cm ebadında daha büyük bir set sipariş ettim. Büyük şans eseri sanırım ucuzluk olan bir zamana denk geldi, çünkü şimdilerde bakıyorum daha pahalı. Bu kumaşlarla noel hediyeleri yapılıyor şu ara, o yüzden yılbaşından sonra tekrar bakıp alacağım fiyatı uygun olduğunda, çünkü biz bu keçelerle olağanüstü güzel işler yaptık! 

Eski kotlarım vardı artık içine giremediğim. Bir gün cesaretimi toplayıp rastgele küçük parçalara ayırdım, patchwork şeklinde tekrar birleştirip bir çanta yapmak amacıyla. Parçaların üzerine bu keçelerden küçük çiçekler dikmeyi düşündüm. İşte bu noktada kızım devreye girdi! Keçelerin üzerini tebeşir kalemimle çizdiğimi ve çiçekleri kesmek üzere olduğumu fark etti: ’Anne ben kesebilir miyim?’ Bekliyordum zaten böyle demesini, biraz da bilerek işi bu noktaya getirdim ki kesimi kızım yapsın diye! Küçüklüğünden beri makas tutmayı çok sever. Kağıtla kestiği zaman artık ben kesmişim gibi itinalı oluyor yaptığı işler, kumaş kesmede de hiç fena değil. Tam onun eline göre bir makası var. Çok seviyor ve onunla kesiyor.

Bu durumda bana seyretmek düştü! Kızım güzelce kesti rengarenk çiçeklerimizi. Pinterest’te keçe çiçeklerle düğmeleri bir arada diktikleri bir iki resim bulmuştuk, o resimlere bakarak Lara kendi renk ve düğme kombinasyonunu yaptı!

Çiçekler hazır olunca, vakit buldukça çantanın parçalarını birleştirmeye başladım. 








Japon düğümü (Japanese knot) denen bir çanta stili bu. Bir kısa ve bir uzun sapı var. Uzun sap kısa sapın içinden geçiyor ve omuza takılıyor ya da bilekte, elde duruyor. Bir çeşit bohça da diyebiliriz.

Lara boş durmadı tabii ben keçe çiçekleri dikerken. Eski bir bileziğim vardı, misinası koptuğu için boncuklar dağılmıştı. Boncukları bir kutuda tutuyordum. Lara bana kutudan eliyle birer birer boncuk seçti, hatta çoğunlukla boncuklari kendi geçirdi iğneye. Haliyle bu proje iki saatte bitti diyemiyorum, çunkü haftalar sürdü. Bittiğinde bayıldı kızım, ve çantaya sahip çıkmak istedi! Sözüm var, ona da yapacağız bir tane!






Wednesday, December 20, 2017

Dikiş makinamı çok seviyorum!



Evet bayılıyorum Singer’ime! Ne komik aslında, hiçbir zaman sevmedim gır gır gürültü yapan dikiş makinalarını, iğne iplikleri... ama hayatta herşeyin bir zamanı var demek ki. Şimdi mesela bir sebepten taşınacak olsam başka yere, ‘iş için bir seneliğine şuraya gideceksin’ dense mesela, ‘dikiş makinam olmadan asla’ diyecek hale geldim!

Annem dikiş dikerken makinasına çok itina eder, iğnelerini değiştirir, bobinin takıldığı yuvayı küçük fırçalarla temizler, makinasını yağlardı. Bunları biliyorum tabii (ki o makina bugün hala tıkır tıkır çalışıyor, hiç makina değiştirmedi annem, onun makinası Pfaff, 35 senesi vardır en az) fakat dikiş ayağını değiştirdiğini hiç görmedim. Yanılıyor olabilirim, çünkü ilik açmak için dikiş ayağı değiştirmek gerekiyor. Önümüzdeki bahar annemi ziyarete gideceğim ve makinayı iyice inceleyeceğim, kim bilir oradayken de belki bir iki proje yaparız kızımla!

Öğretmenim youtube’da dikiş videoları seyrederken, ki bir ara takıldım hep ‘quilting’ videosu seyrediyordum, yani önce patchwork yapılıyor, sonra elyaflanıyor ve üzerine serbest dikişle motifler yapılıyor. Quilting kelimesi yorgancılık diye çıkıyor çeviri sitelerinde. Yorgan yapımı değil tabii benim seyrettiğim videolar ama dikiş prosedürü olarak aynı sanırım. Bu videoları seyrederken ‘serbest dikiş’ olayına hayran kaldım. Zor bir teknik bu ama öğreneceğim. Normal dikiş ayağı ile (standard pressing foot) yapılmıyor. Dikiş ayağını değiştirmek gerekiyor. ‘Embroidering foot’ denen bir ayak var. Türkçesi ‘yama kapitone ayağı’. Bu çeviriden eminim çünkü Singer Türkiye sitesinde buldum. İşte bu kapitone ayağını Amazon’da ararken ne göreyim? 32 çeşit dikiş ayağı setleri var, hem de sudan ucuz! Ben bir dikiş ayağı ararken 32 tane birden buldum! Hemen sipariş ettim ve birkaç günde geldi!

Singer’imi çok seviyordum zaten ama bu dikiş ayakları gelince makine bir hazine oldu benim için! Bu ayakların hepsi oluyor makinaya. Tabii hepsiyle dikiş dikmedim daha, çünkü öncelikle hangi ayak ne yapıyor onu anlamak lazım, sonra biraz pratik yapmak lazım. Şu ana kadar kullandıklarıma bayıldım! Aplik ayağı ve yün dikme ayağı en çok kullandıklarım oldu. Fırfır yapanı var, gizli dikiş yapanı var, biye dikeni var, saten ayağı, kıvırma ayakları... var da var! 

Her bir dikiş ayağı için önce bir eğitim videosu seyretmekte yarar var. Youtube’da çok video var, ben en çok bir ingiliz kızın videolarına bayılıyorum. Üşenmeden hepsi için teker teker bir video yapmış ve çok da güzel anlatıyor. 


Yeni bir dikiş ayağı deneyeceğim zamanlar bu videolara bakıyorum.

‘Ne yaptın bunlarla?’  diyecek olursanız, mesela yün dikme ayağıyla hamileyken kullandığım kocaman el örgüsü kazağımı kesip bir elbise yaptım kızıma. Yine aynı gün anneannesinin ördüğü bir elbiseyi kestik, çünkü giydiği zamanlar küçüktü ve çok kirletiyordu, yıkaya yıkaya elbisenin üst kısmı çok yerinden sökülmüştü. Belinden kestim mini etek yaptım kızıma. Ayrı bir yazıda anlatayım diyorum ballandıra ballandıra, çünkü çok çok faydalı bir dikiş ayağı o ve bir sürü proje var aklımda kış bitmeden, onları da yapalım öyle anlatacağım.

Nasıl sevmem ki dikiş makinamı, koca bir ufuk açtı bana!





Tuesday, December 19, 2017

Anne! Kanatlar benim olsun mu?



Bu sene ilkbaharda kızımı yeni bir anaokuluna yazdırdım. Dünyanın öbür ucundan yeni dönmüştük evimize. Eve tekrar yerleşmeye çalışma, iklime alışma, yeni okul falan derken büyük bir koşusturma içinde bulduk kendimizi. Anaokulu aslında çok küçük bir okuldu, ama nedense devamlı bir haberleşme problemi ve koordinasyon bozukluğu vardı okul yönetimiyle. Anne babalara haber verilmesi gereken aktiviteler, okul yönetimi tarafından bir anneye devredilmişti, o da haberleri annelerin whatsapp grubundan duyuruyordu. Grupta son derece gereksiz konuşmalar yapıldığı ve iki haftada mesaj sayısı 2000’e ulaştığı için ben o telaşımda artık takip edemez oldum yazışmaları. Nasıl olduysa okulda anneler günü kutlaması olduğunu anlamışım, saatini not etmişim, ertesi gün gideceğim. Buraya kadar herşey normal diyelim. Akşam yemeğimizi yedik kızımla, artık yatmaya hazırlanacak ki, ben whatsapp grubunda bir hareketlenme gördüm. Herkes bir ‘kanat’ takmaktan bahsediyor! Sonradan anladım ki, efendim annelerin okula ‘melek’ gibi kanat takarak gitmeleri gerekiyormuş anneler günü kutlaması için. Hayretler içerisinde kaldım! Ne kanadı? Ne meleği? Bir de sihirli değnek de gerekiyormuş! 

Şimdi burada bir parantez açayım. Hiç sevmem bu prenses, melek olaylarını. Kızımı da bir ‘antiprenses’ olarak büyütüyorum. Bu ‘prenses’ beyin yıkamasına bir ‘karşı’ beyin yıkama gerekiyor çünkü. Bu konunun detaylarına girmeden devam edeyim. Olay çocuklara sürpriz olacakmış. Gecenin bir saati oldu. Ben kanadı nereden bulacağım? Takmazsam kızım üzülür, biliyorum. Sürpriz kısmından vazgeçtim. Yaşından olgun miniğime hemen olayı anlattım. Yaşı küçük olabilir, ama kendisi bir görev insanıdır! 

‘Nasıl kanat yapacağız şimdi?’ 

‘Anne bununla yapalım, şununla yapalım’ diye birşeyler gösteriyor bana odasında rastgele, bir çözüm bulmaya çalışıyor! Sert birşeyler bulup (karton mesela) keseyim, sonra onu bir eşarpla falan kaplayıp birşeyler uydurayım derken, Lara bana odada iki kocaman plastik (ama oldukça sert) tabak buldu! ‘Anne bunları kullanalım!’ Lara sen bir harikasın! Kullanalım tabii, neyle kaplayacağız bunları? Açtım dolabımı, esnek bir penye arıyorum, veya büyükçe bir eşarp. Epeydir açmadığım çekmeceleri açmaya başladım. Bir de ne göreyim? Nasıl olduysa zamanında pembe (evet, cart pembe desek yalan olmaz) tüylü tüylü ve esnek bir bluz almışım. Hiç giymeden durmuş çekmecede bu kadar zaman! Hemen çıkarttık, tabakları içine yerleştirdik, kolları kullanarak bir düğüm yaptım! Bluzun açık yerini nasıl kapatacağız derken, yine Lara’dan harika bir fikir geldi! ‘Anne tokalarla kapatalım’
Oldu, hem de harika oldu! Hızını alamadı kızım, bütün tokalarını boncuklarını kanatların üstüne takarak süsledi!

Ertesi gün okula gittim, kanatlarımı taktım, diğer anneler Çin mağazalarından, Amazon’dan 20 Euro’lar vererek aldıkları kanatlarını takarken benim kanatları görünce bayıldılar! Sıraya girdiler nereden aldığımı öğrenmek için! Neyse, ‘güya’ sürpriz yapıldı, çocuklar şarkılarını söylediler, sıra yeme içme kısmına gelince Lara daha fazla dayanamadı: ‘Anne kanatlar benim olsun mu?’ Tabii ki olsun! Zaten senin fikrindi! 





Söylemeye gerek yok sanırım, bu kanatlarla bütün yaz oynadı Lara! 

Sunday, December 17, 2017

Çocuklar da el işi hediye yapabilir!



Bu sene ilkbahar ve yazın çoğunu babasından uzak geçirdi kızım. Eşim işi sebebiyle dünyanın öbür ucundaydı ve ayda bir bizi ziyaret ediyordu. İki günlüğüne de olsa babasını göreceği için kızım çok heyecanlanıyor, onun her eve gelişinden önce bir hediye hazırlamak istiyordu.

Kızımı bu ‘el emeği’ hediye yapma işine aliştırdığım için kendimle gurur duyuyorum doğrusu. Ben el emeği hediye almayı da vermeyi de çok severim. O işe zamanını ayırıyorsun, onu yaparken hediye vereceğin kişiyi düşünüyorsun, bundan daha güzel ne olabilir?

Lara’yla ilk değil bu el işi hediye projemiz, küçük kartlar, resimler, el işi ufak tefek şeyler yaptık ama bu sefer çok güzel bir hediye vermek istedi kızım. ‘Bir ev’. Bizim evimiz. Babası yanında götürsün istedi evimizi.

Çok güzel bir internet sitesi var. Kağıtla basit el işleri anlatıyorlar. Çok kıymetlim Kamuran’ımla bu konularda paslaşırız, kızımdan bir yaş büyük oğlu var, o da çok meraklı ve becerikli, ne işler yapıyorlar onlar da anne oğul bayılıyorum. İşte yine böyle birgün konuşurken ikimizden biri öbürüne bahsetti bu siteden, işin komiği kim kime tavsiye etti hatırlayamıyorum, önemi de yok. Site bu:

http://krokotak.com/

Bu sitede kağıttan kolay ve çok tatlı üç boyutlu bir ev bulduk:


Yapılışı çok kolay gerçekten. Ben çiziverdim beyaz kağıda, kızım da boyadı. Açınca dört odası da ortaya çıkan çok güzel bir ev oldu. Babası gelmeden önce bol bol oynadı, her odaya minik hayvanlarını, oyuncak mobilyalarını koyarak. 

Hiç oyuncak almıyorum kızıma desem yalan olmaz, gelen bütün oyuncaklar ya hediye, ya büyük kuzenlerinin eski oyuncakları. Hiç gerek olmuyor ki oyuncak almaya, yapıyoruz zaten birşeyler devamlı, çocuklar için bundan değerlisi yok. Sevdikleriyle geçirdikleri zaman. Hem de harika şeyler üreterek!


















Bu yazı dikişle ilgili olmadı ama kızımla beraber yaptığımız işler sevdiğim ve hatırlamak istediğim şeyler. O yüzden arada dikiş dışında yaptığımız el işlerini de anlatacağım.