Tuesday, December 19, 2017

Anne! Kanatlar benim olsun mu?



Bu sene ilkbaharda kızımı yeni bir anaokuluna yazdırdım. Dünyanın öbür ucundan yeni dönmüştük evimize. Eve tekrar yerleşmeye çalışma, iklime alışma, yeni okul falan derken büyük bir koşusturma içinde bulduk kendimizi. Anaokulu aslında çok küçük bir okuldu, ama nedense devamlı bir haberleşme problemi ve koordinasyon bozukluğu vardı okul yönetimiyle. Anne babalara haber verilmesi gereken aktiviteler, okul yönetimi tarafından bir anneye devredilmişti, o da haberleri annelerin whatsapp grubundan duyuruyordu. Grupta son derece gereksiz konuşmalar yapıldığı ve iki haftada mesaj sayısı 2000’e ulaştığı için ben o telaşımda artık takip edemez oldum yazışmaları. Nasıl olduysa okulda anneler günü kutlaması olduğunu anlamışım, saatini not etmişim, ertesi gün gideceğim. Buraya kadar herşey normal diyelim. Akşam yemeğimizi yedik kızımla, artık yatmaya hazırlanacak ki, ben whatsapp grubunda bir hareketlenme gördüm. Herkes bir ‘kanat’ takmaktan bahsediyor! Sonradan anladım ki, efendim annelerin okula ‘melek’ gibi kanat takarak gitmeleri gerekiyormuş anneler günü kutlaması için. Hayretler içerisinde kaldım! Ne kanadı? Ne meleği? Bir de sihirli değnek de gerekiyormuş! 

Şimdi burada bir parantez açayım. Hiç sevmem bu prenses, melek olaylarını. Kızımı da bir ‘antiprenses’ olarak büyütüyorum. Bu ‘prenses’ beyin yıkamasına bir ‘karşı’ beyin yıkama gerekiyor çünkü. Bu konunun detaylarına girmeden devam edeyim. Olay çocuklara sürpriz olacakmış. Gecenin bir saati oldu. Ben kanadı nereden bulacağım? Takmazsam kızım üzülür, biliyorum. Sürpriz kısmından vazgeçtim. Yaşından olgun miniğime hemen olayı anlattım. Yaşı küçük olabilir, ama kendisi bir görev insanıdır! 

‘Nasıl kanat yapacağız şimdi?’ 

‘Anne bununla yapalım, şununla yapalım’ diye birşeyler gösteriyor bana odasında rastgele, bir çözüm bulmaya çalışıyor! Sert birşeyler bulup (karton mesela) keseyim, sonra onu bir eşarpla falan kaplayıp birşeyler uydurayım derken, Lara bana odada iki kocaman plastik (ama oldukça sert) tabak buldu! ‘Anne bunları kullanalım!’ Lara sen bir harikasın! Kullanalım tabii, neyle kaplayacağız bunları? Açtım dolabımı, esnek bir penye arıyorum, veya büyükçe bir eşarp. Epeydir açmadığım çekmeceleri açmaya başladım. Bir de ne göreyim? Nasıl olduysa zamanında pembe (evet, cart pembe desek yalan olmaz) tüylü tüylü ve esnek bir bluz almışım. Hiç giymeden durmuş çekmecede bu kadar zaman! Hemen çıkarttık, tabakları içine yerleştirdik, kolları kullanarak bir düğüm yaptım! Bluzun açık yerini nasıl kapatacağız derken, yine Lara’dan harika bir fikir geldi! ‘Anne tokalarla kapatalım’
Oldu, hem de harika oldu! Hızını alamadı kızım, bütün tokalarını boncuklarını kanatların üstüne takarak süsledi!

Ertesi gün okula gittim, kanatlarımı taktım, diğer anneler Çin mağazalarından, Amazon’dan 20 Euro’lar vererek aldıkları kanatlarını takarken benim kanatları görünce bayıldılar! Sıraya girdiler nereden aldığımı öğrenmek için! Neyse, ‘güya’ sürpriz yapıldı, çocuklar şarkılarını söylediler, sıra yeme içme kısmına gelince Lara daha fazla dayanamadı: ‘Anne kanatlar benim olsun mu?’ Tabii ki olsun! Zaten senin fikrindi! 





Söylemeye gerek yok sanırım, bu kanatlarla bütün yaz oynadı Lara! 

No comments:

Post a Comment