Tuesday, December 5, 2017

Dikiş malzemeleri


İlk yazımda tam zamanlı bir işte çalışan bir anne olduğumu söylemiştim. Dikiş dikmeyi öğrenmek istiyordum ama bunu günlük ritmime ve bütçeme uygun olarak yapmalıydım. Hem zaman hem de para yatırımı yapmak gerekiyor bu işe, her hobide ya da el işinde olduğu gibi, ama gerçekten gözümüzde çok büyütüyoruz bazı şeyleri. Çalışan anneler ancak iş ve ev arasında gelip gider, haftasonları da hafta içi yetişemedikleri işleri yaparlar gibi bir inanç var. Ben büyürken hiç böyle düşünmezdim, çünkü annem her işe yetişirdi, ayrıca yüzlerce kitap okurdu, ve elinde mutlaka hep bir elişi olurdu. Ya örgü örer, ya dikiş diker ya da dantel örtüler, aksesuarlar yapardı. Herkes böyle olacak diye bir şart yok tabii. Örneğin ben genelde zamanımı iyi kullandığımı düşünürüm, ama annem kadar iyi kullandığımı söyleyemem. Kısacası zaman çok kısıtlı, bunu biliyoruz, 24 saat yetmiyor. Ama ben son altı aydır hafta sonları bir iki saat pratik yaparak ve hafta araları da akşam kendime ayırdığım yarım saatlik dilimlerde internette dikiş videoları seyrederek ve malzeme, proje araştırması yaparak bu zaman engelini bir nebze de olsa aştım. Tabii ki daha çok zaman ayırmak isterim, ama şimdilik bu kadar da yeter. Bir de açıkçası şöyle bir durum var: terzi olup atölye açacak halim yok (her ne kadar anneannem arada bana skype üzerinden latife etse de)! Kısacası ufak tefek dikiş işleri öğrenmek için bu kadar zaman yeterli.

İkinci konu bu işin ekonomik tarafı. Aldığım makina şu anda piyasaki en ekonomik dikiş makinalarından biri. Seyrettiğim videolarda müthiş makinalar gördüm aslında. Aynı anda birkaç makara takılabiliyor, sonsuz dekoratif dikiş programları var, hızlı-yavaş ayarları var, ipliği otomatik geçiriyorlar, bobinleri kocaman vs. Fiyatları da ona göre artıyor. Seyrerken heveslenmedim desem yalan olur, ama ben kendi makinamı da çok sevdim. Bence bir alet ne kadar basitse problem çıkartma potansiyeli o kadar azdır. Bunda bana güvenin, mühendisim ya, böyle laflar da etmeliyim ara sıra! Şaka bir yana, basit bir makina aldım, ama müthiş bir alet bence, dikiş ayaklarını değiştirerek inanılmaz işler yaptım. Onu ayrı bir yazıda anlatmak isterim, daha ileride.

Kuzey İtalya’da yaşadığım için, özellikle el işiyle ilgili servisler pahalı. Mesela bir paça veya etek boyu yaptırma işi 8 Avro’dan başlıyor. Eşimin kumaş pantolonları için bugüne kadar hep bu miktarı ödedik mağazalara. Benim de bundan bir süre önce işim düşmüştü, fermuarı bozulan bir uyku tulumu ve paçası kısalacak bir pantolon için çok kötü bir servis alıp yüklüce de bir ödeme yapınca çok bozuldum kendi kendime. Sonuçta düz dikiş bunlar ve çok zor olmamalı diye düşünüyordum, nitekim haklı çıktım. Makinayı aldıktan ve düz dikiş yapmayı öğrendikten sonra eşimin üç, benim iki pantolumun paçalarını yaptım. Çok da güzel oldu. Kızım da o sırada tam dört taytının dizlerini parçalamıştı, onları da kesip şort yaptım. Böylece kaşla göz arasında makina kendini amortiledi iki ayda! Harika oldu!

Dikiş videoları seyrederken, sanırım fazlasıyla patchwork işi seyrettim ilk zamanlar. Eskiden beri çok severim, örgü ve tığ işi olarak da hep çok sevdiğim bir kavramdı rengarenk motifleri bir araya getirme işi. Patchwork videolarında hep yeşil bir kesme tabanı kullanıyorlar. Tabanın genellikle her iki yüzünde de kareler var, kumaşı keserken hizalamak için. Bu taban ve dönerli kumaş kesme bıçağı çok hoşuma gitti ve hemen sipariş ettim. Dönerli bıçak kesinlikle çocukların erişemeyeceği bir yerde durmalı, bunu önemle belirtmek isterim. Aldığım yeşil taban ve kesme aleti bunlar:








Yeşil tabanın bir tarafı santimetre, diğer tarafı inch olarak gösteriyor ölçüleri.
Bunları alırken bir de patchwork cetveli aldım:

Bu cetvel epey uzun aslında, fakat aldığım tabana uygun, uzun ve düz kesmek gerektiğinde gerçekten çok düzgün kesim yapılabiliyor. Patchwork işlerinde düzgün kesim yapmak çok önemli, yoksa tek bir dikiş yamuk olursa bütün iş bozulabilir. 

Bu malzemeleri almak gerekli miydi? Değildi aslında, ama dikiş makinası kendini ‘amorti’ edince ‘neden olmasın’ dedim kendi kendime. Çok da kullandım bu aletleri son altı aydır.

Şimdi gelelim evin düzenine, bütün bu ‘yayıntı’ nerede duracak? Benim evimde aslında hiçbir oda uygun değil dikiş makinası koymaya, evde bir hol var, koridor gibi değil de daha çok kare şeklinde bir yer, gardroplar var, bir tarafta da boyutları bir metreye yarım metre olan gerçekten minicik bir masa var. Oraya eskiden bir yazıcı koymuştum, yazıcı bozuldu, sonra orası ütülü çamaşırların kısa süreliğine konduğu bir yer oldu. Başka alternatifim olmadığı için oraya ‘yerleşmeye’ karar verdim. İnanılmaz ama bütün bu ‘yayıntıyı’ evin içinde yarım metre karelik bu köşeye sığdırmayı başardım. Kimin evinde yarım metre kare yoktur ki? Yani dikiş dikmek için evde yer bulmak büyük sorun değil aslında. Bu yarım metreyi en verimli şekide kullanmak için iki malzeme daha aldım. Birincisi, masanın üstüne oturtulan bir ‘ütü yapma tabanı’, ki dikiş makinası bunun üzerine konuyor. Bir sürü cebi var, oralara makaralar ve aksesuarlar konuyor. İkincisi de küçük bir ütü. Yerimden kalkmadan dikiyorum, ütülüyorum artık.





Bir itirafta bulunayım: ütü yapmaktan nefret ederim aslında, ama bu ütü o kadar pratik, o kadar tatlı birşey ki, çok severek kullanıyorum. 

Dikiş istasyonumuz bu şekide tamamlandı. Bir iki kullanmadığım kutu vardı, ayakkabı kutusu büyüklüğünde. Onlara da artık kumaş ve dikiş aksesuarlarımı koydum. Dikiş dikmediğimde masanın altında, veya üstünde duruyorlar, yani yarım metre kare alanımı hiç büyütmeye gerek yok!

Yukarıda yazdığım bütün malzemeler Prym diye bir markanın. Özellikle bu markayı seçmedim, hatta aslında siparişleri verdikten sonra fark ettim hepsinin aynı marka olduğunu. Seçimimi fiyat ve geri bildirim üzerinden değerlendirerek yapıyorum hep (herkes gibi). Arama sonuçları beni böyle yönlendirmiş. Aldığım herşeyden memnumum, hepsi çok kaliteli bence.

Bu arada, ütü ve dikiş makinasının altındaki ütü yapma tabanı, bize başka ufuklar da açtı! Ütülenen boncukları duydunuz mu hiç? Bunu da ayrı bir yazıda anlatayım, kızımla çok eğlendiğimiz, bir sürü oyuncak ve hediye yaptığımız bir aktivite oldu boncuk ütüleme. 

Son olarak, makara ve terzi sabununu konusu: Annem makinayı ilk çalıştırdığımız gün ‘kullandığın makaralar iyi kalite olsun, bazı dikiş makinaları her makarayı sevmez, sorun yaşarsın’ demişti. Gerçekten de, internetteki videolarda gördüğüm kadarıyla özellikle ince ipler kopuyor ve problem çıkartıyorlar. Ben şanslıyım, benim makinam böyle bir problem çıkartmadı, ama ben değişik marka bir makara kullanacağım zaman makinanın ip gerginliğinle oyunuyorum biraz, çok kolay aslında. Onu da ayrı bir yazıda anlatırım. Evdeki bütün artık makaraları kullandım, ama yeni makara alırken baktım ki annemin tavsiye ettiği markalar çok pahalı, ben de Amazon’dan çok ekonomik bir set aldım. Düz dikişlerde bu makaraları kullanıyorum. İp oldukça ince ama dikiş çok sağlam oluyor. Bu makaralar Faden&Nadel diye bir marka. 

 Dikiş malzemeleri konusunda en iyi arkadaşım Amazon, önüme böyle bir kumaş çizme seti çıkarttı, tebeşir gibi bir malzeme, her renk ucu var, çok da güzel çiziyor. Kızım artık kumaşlara neler neler çizdi bu kalemle!

Şimdilik malzemeleri bu kadar anlatayım. Bunların hiçbiri şart değil, ama hepsi benim işimi kolaylaştırdı, o yüzden paylaşmak istedim. 

Yarın kaldığım yerden dikiş projelerimi anlatmaya devam edeceğim.

No comments:

Post a Comment