Monday, February 26, 2018

Kendim diker kendim giyerim! 5 yaşındayım artık!



Bugünlerde yeni dikiş istasyonumuzu deniyoruz! Kapanınca iki kapaklı küçük bir dolap, açılınca kocaman bir ‘dikiş istasyonu’ olan yeni mobilyamıza Lara bayılıyor. 
Bazen mobilyanın altına girip kendine ‘ev’ yapıyor. Bir iki defa makinanın başına da oturdu (yani benim yerime) ve makinaya alışmaya devam etti. Bu hafta ilginç birşey keşfettik: aslında ikimiz de mobilya açılınca oturtabiliyoruz ve ikimizin de ayrı çalışma alanı olabiliyor! Bu harika bir haber çünkü yeni bir Singer sipariş ettim! Şimdiki makinam da Lara’nın olacak. Yeni makina geldikten sonra ikimiz de makinalarımızı önümüze alıp çalışabileceğiz. İkimizin de makina harici kumaş kesme alanımız olacak. Herşeyi ayarlayınca güzel bir fotoğraf çektirip buraya koyarız artık. 

Bu hafta Lara’nin çok sade olduğu için giymeyi sevmediği bir tişörtünü çok sevdiği bir giyeceğe dönüştürdük! 
Bir kedi ekledik, hem öne hem arkaya: 

















Bu fikri Pinterest’de resimlere bakarken yakaladık. Oradaki kedi siyahtı. Lara tabii siyah istemedi. Kendi seçti bu kumaşı. Sonra kediyi çizdi, kesti, gözlerinin rengini seçti. Ben kenarları diktikten sonra gözlere kirpik yaptı, bir de ağzı ve bıyıklarını tabii ki!

Ertesi gün giyip bütün aileye gösterdi! Özellikle de kedinin kuyruğunu!

Monday, February 12, 2018

Yeni dikiş dikme istasyonumuz!



Lara tam beş yaşında artık! O kadar hevesliydi ki beş yaşında olmaya, nihayet muradına erdi! Okulda arkadaşlarıyla, evde kuzenleriyle kutladı doğum gününü. Dökülen süt dişleri, boyunun ne kadar uzadığı, ayaklarının ne kadar büyüdüğü önemli konular onun için bugünlerde. Ama bir taraftan bunlar olurken, öbür taraftan da yapmayı sevdiği işlerini unutmuyor! Pazar sabah uyandığında benim odamda iki kapılı, kapalı bir dolap buldu. Bir önceki gün monte etmeye uğraştığımız dolap olduğunu biliyordu, ama kapağını açtığımız anda içinden ne çıkacağını tahmin etmiyordu haliye!

‘Günaydın Lara! Kuzenlerinle doğum günü kutlamaya hazır mısın?’
‘Evet. Anne bu dolaba ne koydun?’
‘Ha, o dolaba mı? Hiç... önemli değil Lara, sihirli dikiş dolabı, sonra bakarız!’
‘Ne? Anne aç hemen aç!’
......
Koca bir çığlık! Evet, aslında kim olsa, bu rengarenk makaraları, alet edevatı gören, oturup birşeyler dikmek ister!

Dolabı açtık, Lara haftalardır beklediği doğum günü partisini unuttu! ‘Anne hemen birşeyler dikelim, şimdi, şimdi!!!’








Neyse, şimdilik bizi hazır beklesin yeni dikiş istasyonumuz, doğum günü telaşı geçecek nasıl olsa haftaya, o zaman anne kız oturacağız ve harika işler yapacağız burada!

Monday, February 5, 2018

Rengarenk bir oyuncak dünyası



Lara üç yaşındaydı. Singapur’da yaşıyorduk. Bir gün Lara’yı okuldan almadan önce ara sıra alışveriş merkezinin ortasına kurulan ‘pazar’a uğradım. Ayda bir kuruyorlardı bu pazarı, çocuklar için kitaplar, kırtasiyeler ve oyuncaklarla dolu oluyordu her seferinde. Nasıl stokladıysam artık, Singapur’dan döneli neredeyse bir sene olmasına rağmen hala açılmamış bazı kutular var evde o pazardan aldıklarımdan. Neyse, yine öyle bir gündü ve ben bir bez bebek aldım Lara’ya, saçları yün, takılıp çıkartılabiliyor. Pembe keçeden bir elbisesi var ve çok sade. Keçeden çıkartmalar hazırlamışlar, elbisenin üzerine çocuklar istedikleri gibi yapıştırıp elbiseyi dekore etsinler diye.

Lara sürprizlere bayılır her çocuk gibi. Kutuyu aldı, ben de mutfağa geçtim, onu salonda bıraktım. Ben mutfakta o salonda, ‘Lara ne yapıyorsun?’ ‘Oynuyorum anne!’. Çok iyi! Salonda yerler mermer. 15 dakika sonra bir geçtim ki salona, ne göreyim! Lara keçe çıkartmaları almış. Bez bebek umrunda bile değil, çıkartmaların hepsi yerde, mermerin üzerinde! ‘Anne bak ne yaptım!’. Kızamadım bile! O kadar güzel bir desen yapmış ki yere! Sonra tabii bu keçeleri teker teker çıkarttık, yerleri temizledik, bez bebek çok popüler olmadı nedense... o çıkartmalar, başka yerlere yapıştırıldı, söküldü! Ama oyunun güzel tarafı da bu değil mi zaten? Çocuklar istedikleri gibi oynamalılar.

Başka bir gün, yine bu Singapur alışveriş merkezi pazarından başka bir oyuncak aldım. Ben küçükken de vardı ama bu kadar çeşitli ve güzel değildi.
Birbirlerine takılıp çıkartılabilen plastik boncuklar.



Bu boncuklara Lara hala bayılıyor. Bana ilginç gelen, boncuklarla oynama şeklini zaman içinde değiştirmiş olması. Önceleri kendine takılar yapıyordu, fakat daha sonra oyun değişti ve boncukları yere yayıp sistemli bir şekilde yan yana dizme oyununa döndü. Aylarca bu şekilde oynadı oyunu. Bazen renklere göre, bazen şekillere göre... Ara sıra yerde resimler yaptı boncukları dizerek, şimdilerde ise bu boncukların çoğu Lara’nın seyyar mutfağında yemek görevi görüyor!


Her çocuk böyle oynamıyor tabii, ama Lara eline küçük parçalar alıp onlarla birşeyler yapmayı seviyor. Anneannesi, Lara’nın ileride modacı olacağını söylüyor, ben bilim insanı olabileceğini düşünüyorum, babası ise bu konuda fikir beyan etmiyor. Birşey söylemek için çok erken, ama çocuklar şimdi eskiye göre çok daha rengarenk bir oyuncak dünyasında yaşıyorlar, o kesin. Bu oyunlar, oyuncaklar nasıl etkileyecek onların hayal güçlerini, düşünme ve iş yapma şeklini, göreceğiz. Bizden çok daha farklı oldukları kesin. 

Lara eline aldığı her işi hakkıyla yapmayı seviyor. Ona birşey tarif edildiğinde, tarife uygun olarak yapıyor. Baştan savma, uydurulmuş, bitmemiş işleri sevmiyor. Biz özellikle öğretmedik, belki okulda öğrendiği bir kavram olabilir, çünkü ara sıra: ‘hızlı değil, doğru iş yapmak önemlidir’, ‘acele edersen hata yapabilirsin’, ‘yarışmıyoruz, iyi iş yapmaya çalışıyoruz’ gibi boyundan büyük laflar ediyor beraber el işleri yaparken. Ben hem gülüyorum, hem de hoşuma gidiyor!

Singapur oyuncak pazarı anlatmakla bitmez ama son bir anı daha yazayım: halı dokuma prensibiyle çalışan bir plastik çerçeve ve elastik bantlar içeren bir oyuncak aldım bir gün. Bir saat falan uğraştı Lara ama sonunda güzel bir çanta çıktı ortaya. Ara sıra kullanıyor hala.







Şimdilerde yine çıkartalım bu çerçeveyi ortaya diye düşünüyorum, yünlerle de birşeyler yapabiliriz belki, kim bilir?

Friday, February 2, 2018

Çocuklar dikiş dikebilir mi?



Çocuklar dikiş dikebilir mi? 

Bu sorunun cevabı evet. Dikebiliyorlar. Hem de dört yaşından itibaren, hatta gerçek iğne kullanarak dikebiliyorlar. Daha ötesi, dikiş makinası bile kullanabiliyorlar. Çocuklar için yapılan oyuncak dikiş makinaları var tabii, ama bir yetişkin gözetiminde, gerçek dikiş makinası bile kullanabiliyorlar. 

Fotoğraftaki keçe ajanda kılıfının çiçeklerini Lara yaptı dikiş makinasında. Bu onun dikiş makinasının başına ilk gerçek oturuşu oldu. Çiçek işleme ayağını monte ettim makinaya, bu ayak kumaşı kendi çeviriyor, elin iğneye yaklaşmasına gerek yok. Pedala basmak yeterli. Pedalın altına yükseklik koydum ayakları yetişsin diye. 






Lara bu renkli makaraya ve çiçek işleme ayağına bayılıyor. Amazon’da bulduk bu malzemeleri, ayrı bir yazıda anlatayım ve buraya linkini koyayım bari daha sonra.

Çocuklar dikiş dikebilir mi? Neden dikmesinler? Bence resim yapmak, bisiklete binmek, yüzmek gibi birşey. Ben elişi yaparken çok sakinleşiyorum. Aynı şeyi kızımda gözlemliyorum. Ama tabii Lara sadece okula giden, evde de elişi yapan bir çocuk değil. Bu blogda anlattığım şeyler aslında onun hayatındaki çok kısa anlar, ama bence önemli ve güzel. 

Bana göre Lara’yı dikiş işine yöneltmekle iyi ettim. Günlük rutinine birkaç dakika tatlı bir uğraşı girdi, el becerisine katkısı oldu, ve olmaya devam ediyor, hayal gücünü de bence çok tetikleyen bir uğraşı. El işlerine başladığımızdan beri mesela Lara’nın düz beyaz kağıt üzerine çizim kabiliyeti çok ilerledi. Tabii ki okulun da katkısı var, ilerleyen yaşının getirdiği doğal kabiliyetin de, ama ben kendime de pay çıkartıyorum! 

Ben ilkokula Almanya’da başlamıştım. O zamanlar orada elişi dersleri vardı. Hala hatırlarım o derslerde yaptıklarımı. Annem, anneannem, babaannem örgü ören ve dikiş diken insanlardı. Annem hala inanılmaz üretiyor. Keşke bir katalog yapmış olsaydik onun bütün ürettiklerinden. Cilt cilt ansiklopedi okurdu herhalde!

Lisede Amerika’ya gittim. Beni bir sene misafir eden bir ailem oldu. Evin annesi daha ilk günlerde dikiş bilip bilmediğimi sordu. Bilmediğimi söyleyince epey yadırgadı, ama sonradan örgü örmeyi bildiğim için epey göze girdiğimi hatırlıyorum! Amerika’da (Montana) dikiş bilen kadınların, genç kızların sayısı çok fazlaydı. Ailede bir düğün oldu ben oradayken ve benimle yaşıt, o zamanlar 18 yaşında olan evin kızı, gelinin nedimelerinin elbiselerini dikti. Okula gidiyor, McDonalds’da da çalışıp harçlığını çıkarıyordu. Bir de kaşla göz arasında harika düğün elbiseleri dikti! Çok etkilendiğimi hatırlıyorum. 
Ben tabii o seviyeye gelemem, Lara gelir mi bilmiyorum, ama arzu ederse yapabilmesi için önünü açmak isterim. Ben hep çok zor zannettim dikiş işlerini. Kolay da değil zaten o şekilde ciddi dikiş dikmek, ama dört yaşında eli iğne iplik tutan biri, 15 yaşına gelince dikiş öğrenmekten korkmaz. 

Buraya bir link daha koyuyorum. Lara iğne iplikle keçe kumaşlardan kendine kolye yaptı bir gün:




İnternette biraz araştırdım. Çocuklar için dikiş kursları var Amerika’da mesela. Çok da ciddi iş yapıyorlar. Burada bulsam, yazın Lara’yı yollamak isterim ama hiç duymadım. 



Birkaç link ekliyorum. Çok güzel bu dersler bence, ve kız erkek fark etmez. Bütün çocuklar için bu kurslar. 

Bu haftasonu yine Lara’yı dikiş makinasının önüne oturtmayı planlıyorum. Ortaya yine çok güzel birşey çıkacaktır, eminim!