Monday, February 5, 2018

Rengarenk bir oyuncak dünyası



Lara üç yaşındaydı. Singapur’da yaşıyorduk. Bir gün Lara’yı okuldan almadan önce ara sıra alışveriş merkezinin ortasına kurulan ‘pazar’a uğradım. Ayda bir kuruyorlardı bu pazarı, çocuklar için kitaplar, kırtasiyeler ve oyuncaklarla dolu oluyordu her seferinde. Nasıl stokladıysam artık, Singapur’dan döneli neredeyse bir sene olmasına rağmen hala açılmamış bazı kutular var evde o pazardan aldıklarımdan. Neyse, yine öyle bir gündü ve ben bir bez bebek aldım Lara’ya, saçları yün, takılıp çıkartılabiliyor. Pembe keçeden bir elbisesi var ve çok sade. Keçeden çıkartmalar hazırlamışlar, elbisenin üzerine çocuklar istedikleri gibi yapıştırıp elbiseyi dekore etsinler diye.

Lara sürprizlere bayılır her çocuk gibi. Kutuyu aldı, ben de mutfağa geçtim, onu salonda bıraktım. Ben mutfakta o salonda, ‘Lara ne yapıyorsun?’ ‘Oynuyorum anne!’. Çok iyi! Salonda yerler mermer. 15 dakika sonra bir geçtim ki salona, ne göreyim! Lara keçe çıkartmaları almış. Bez bebek umrunda bile değil, çıkartmaların hepsi yerde, mermerin üzerinde! ‘Anne bak ne yaptım!’. Kızamadım bile! O kadar güzel bir desen yapmış ki yere! Sonra tabii bu keçeleri teker teker çıkarttık, yerleri temizledik, bez bebek çok popüler olmadı nedense... o çıkartmalar, başka yerlere yapıştırıldı, söküldü! Ama oyunun güzel tarafı da bu değil mi zaten? Çocuklar istedikleri gibi oynamalılar.

Başka bir gün, yine bu Singapur alışveriş merkezi pazarından başka bir oyuncak aldım. Ben küçükken de vardı ama bu kadar çeşitli ve güzel değildi.
Birbirlerine takılıp çıkartılabilen plastik boncuklar.



Bu boncuklara Lara hala bayılıyor. Bana ilginç gelen, boncuklarla oynama şeklini zaman içinde değiştirmiş olması. Önceleri kendine takılar yapıyordu, fakat daha sonra oyun değişti ve boncukları yere yayıp sistemli bir şekilde yan yana dizme oyununa döndü. Aylarca bu şekilde oynadı oyunu. Bazen renklere göre, bazen şekillere göre... Ara sıra yerde resimler yaptı boncukları dizerek, şimdilerde ise bu boncukların çoğu Lara’nın seyyar mutfağında yemek görevi görüyor!


Her çocuk böyle oynamıyor tabii, ama Lara eline küçük parçalar alıp onlarla birşeyler yapmayı seviyor. Anneannesi, Lara’nın ileride modacı olacağını söylüyor, ben bilim insanı olabileceğini düşünüyorum, babası ise bu konuda fikir beyan etmiyor. Birşey söylemek için çok erken, ama çocuklar şimdi eskiye göre çok daha rengarenk bir oyuncak dünyasında yaşıyorlar, o kesin. Bu oyunlar, oyuncaklar nasıl etkileyecek onların hayal güçlerini, düşünme ve iş yapma şeklini, göreceğiz. Bizden çok daha farklı oldukları kesin. 

Lara eline aldığı her işi hakkıyla yapmayı seviyor. Ona birşey tarif edildiğinde, tarife uygun olarak yapıyor. Baştan savma, uydurulmuş, bitmemiş işleri sevmiyor. Biz özellikle öğretmedik, belki okulda öğrendiği bir kavram olabilir, çünkü ara sıra: ‘hızlı değil, doğru iş yapmak önemlidir’, ‘acele edersen hata yapabilirsin’, ‘yarışmıyoruz, iyi iş yapmaya çalışıyoruz’ gibi boyundan büyük laflar ediyor beraber el işleri yaparken. Ben hem gülüyorum, hem de hoşuma gidiyor!

Singapur oyuncak pazarı anlatmakla bitmez ama son bir anı daha yazayım: halı dokuma prensibiyle çalışan bir plastik çerçeve ve elastik bantlar içeren bir oyuncak aldım bir gün. Bir saat falan uğraştı Lara ama sonunda güzel bir çanta çıktı ortaya. Ara sıra kullanıyor hala.







Şimdilerde yine çıkartalım bu çerçeveyi ortaya diye düşünüyorum, yünlerle de birşeyler yapabiliriz belki, kim bilir?

No comments:

Post a Comment